Advert
Advert

Neyi Değiştirmedik de Başımıza Bunlar Geldi?

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Selahattin İlhan SONBAYRAM

Kur’an, bir toplumun akıbetini belirleyen ölçüyü açık ve tartışmasız biçimde şu ayetle ortaya koyar: “Allah, bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez.” (Ra‘d, 13/11) Bu ayet, tarih boyunca yükselişin ve çöküşün en yalın yasasını bildirir. Nimet, dış şartlarla değil; iç disiplinle korunur. Çöküş, dış saldırılarla değil; iç çözülmeyle başlar. İlahi düzen, önce insanın içine dokunur, sonra hayata yansır. Toplumlar nimet içindeyken şükrü, güç sahibiyken adaleti, refah döneminde tevazuu terk ettiklerinde değişim başlar. Ama bu değişim yukarıdan değil, içeriden gelir. Önce vicdan zayıflar, sonra kurumlar çöker.

Klasik müfessirler bu ayeti sadece ahlâkî bir öğüt olarak değil, bir medeniyet yasası olarak okumuştur. Zemahşerî’ye göre Allah bir topluma sağlık, güvenlik ve refah verdiğinde, bu nimetler ancak toplum kendi ahlâkını ve adalet duygusunu bozduğunda elinden alınır. Beyzâvî ve Nesefî de aynı noktada birleşir: Nimeti korumanın yolu, nefsi korumaktır.

Fahreddin er-Râzî bu ilkeyi daha da derinleştirir: Ona göre ilahî azap, insanın üzerine ansızın inmez; içten doğar. Günah ve fesat yaygınlaştığında, adalet önce düzeni sarsarak tecelli eder. Yani çöküş, bir sonuçtur; sürpriz değildir.

İbn Atiyye ise toplumsal sorumluluğa dikkat çeker. Bazen azınlığın bozulması, çoğunluğun felaketine dönüşür. Çünkü bir toplum kötülüğe sessiz kaldığında, aslında kendi hâlini değiştirmiş olur.

Taberî, ayette geçen “kendi nefislerinde olan” ifadesinin; iman, ahlâk, niyet ve yönelişi kapsadığını söyler. Allah’ın bir topluma muamelesi, onların görünürdeki gücüyle değil, iç dünyalarında yaşanan dönüşümle ilgilidir. Adalet terk edilip zulüm sıradanlaştığında, doğruluk yerini yalana bıraktığında, verilen nimet de değişir.

İbn Kesîr’in uyarısı nettir: Allah, nimeti keyfî olarak geri almaz. Değişim, şükürden nankörlüğe, itaattan isyana yönelişle başlar. Bu nedenle ayet, bir teselli cümlesi değil; bir hesaplaşma çağrısıdır. Ayetin devamı ise daha sarsıcıdır:  “Allah bir toplum hakkında bir kötülük diledi mi, artık onu geri çevirecek hiçbir güç yoktur.”

Kurtubî’ye göre buradaki “kötülük”, yalnızca savaş ya da felaket değildir; huzurun kaybolması, güvenin çökmesi ve adaletin yok olması da bu kapsamdadır. Bir toplum dışarıdan güçlü görünse bile, içten çürümüşse bu ayetin muhatabıdır.

Bugün bu ayeti sadece geçmiş kavimlere ait bir kıssa gibi okumak, Kur’an’ın ruhunu ıskalamaktır. Çünkü ayet bize açıkça şunu söyler: Sorunu hep dışarıda arayanlar, henüz kendileriyle yüzleşmemiştir. Ekonomik krizler, siyasal çalkantılar ve toplumsal çözülmeler tesadüf değildir; uzun süre görmezden gelinen ahlâkî ve vicdanî erozyonun sonucudur.

Kur’an’ın sunduğu reçete nettir: Önce kendini değiştir. Çünkü ilahî sünnet değişmez:

“İç bozulmadan dış çökmez; iç düzelmeden dış toparlanmaz.”

 

Selahattin İlhan SONBAYRAM

21.01.2026 / SİVEREK

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar

Fıratın Sesi Haber