Konumuzla ilgili başımdan geçen bir olayı anlatmak isterim:
Siverek’te bir akşam misafirliğe gitmiştim. Epey oturduktan sonra ev sahibi akrabamdan müsaade isteyerek kalktım. Dış kapıdan çıkarken saate baktım 23.00’e gelmektedir. Yavaş adımlarla tesbihlerimi çekerek yola koyuldum. İlçe Jandarma binasının karşısında yürümeye devam ediyordum. O sıradan arkadan köpek sesleri gelmeye başladı. Etrafıma baktım ne taş nede kesilecek bir ağaç var, yanı köpeklerden kendimi koruyacak hiçbir şey yok. Allah’a sığındım. Tekrar arkama baktım, aman Allah’ım 20, 30 köpek beni parçalamak için nasıl koşuyorlar. Ben caddeden aşağıya koşarsam kurtulmam mümkün değil tek çarem karşımda bulunan İlçe Jandarma Merkezin dış kapısında kendimi içeriye atmaktır. Ayağımda spor ayakkabı var. Var gücümle koşmaya başladım. Benim o köpeklerden kurtuluşum bir mucizeydi. Bunu ben söylemiyorum. O sırada arabayla orada geçmekten olan vatandaş arabayı durdurdu, arabadan aşağıya inemedi. Ben kendimi jandarmanın kapısında içeriye atınca köpekler dışardan kaldılar. Bence araba farlarının etkisi olmuş olabilir. Köpekler uzaklaşınca arkadaşlar arabadan inerek yanıma geldiler. “Senin kurtulacağı konusunda biz inancımızı kaybetmiştik. Biz inersek bizi de parçalayacaklar diye aşağıya inmekten korktuk. “Senin kurtuluşun bir mucizeydi.” Dediler. Arkadaşlar beni arabaya alarak eve bıraktılar.
Her gün televizyonlarda bu tür olaylara şahit oluyoruz. İnsan nasıl ormanlıklardan geçerken korku içinde yürüyorsa bugün vatandaşlarımız canı hep tehlikede ya çocuğumu kuduz bir köpeğe rast gelirse ne yapacağım diye can korkusundan endişe içerisindedirler. Sanki yönetimin olmadığı dağda ve ya ormanlıkta yaşıyoruz. Bu nasıl bir ülke ki Meclis toplanıyor buna bir çare bulamıyor. Her zaman televizyon haberlerinden köpek saldırıları, kimini sakat bırakıyor kimini de öldürüyorlar. Köpekler insanlarımızı kovalarken o insanların haykırışları ve onlara bir şey yapamama acizliği içinde olmamızı insanlığımızdan utanıyoruz.
Siyasetçilerimize gelince birbirinin ayağını kaydırmakla ve rant peşinde koşmaktan başka bir şeye fırsat bulamıyorlar. Bence burada da bir rant var yoksa çözümü de kolay ama gel ki mama üreten fabrikaların kapanma tehlikesi var, üretilen kuduz ilaçların çöpe atma tehlikesi var. Görüyoruz ki burada da insan unsuru en sonda geliyor. Onlar için zaten insanların önemi yoktur. Olmuş olsaydı. İnsanların hakkına tecavüz etmezlerdi. Haram yemezlerdi. Bugün siyasetçinin her adımı kul hakkına bir saldırıdır. Allah için dostlar meclis toplanıyor. Köpekler hakkında bir karar veremiyorlar. İnsan bunu düşünmek bile istemiyor. Bu Meclis problem çözme vatandaşın sorularını çözme değil sorun yaratma meclisidir. Meclis derken bir binadır. Sözüm siyasetçileredir. Her gün bir vatandaşı ya sakat kalıyor, ya korkudan psikolojisi bozluyorsa ben bu siyasetçileri ne yapayım. Saldırısına uğrayan kadınların haykırışları, çocukların çığlıklarına çare arama zahmetinden bulunmayan siyasetçiyi ben ne edeyim. Ama kendi menfaati olunca bir saat içinde çözerler ama vatandaş olunca sürümce de kalır. Burada Hz. Ömer’in bir sözünü hatırlatalım siyasetçilerimizin kulaklarına küpe olsun. “Fırat’ın kenarında bir kurt koyunu kaparsa Ömer’den sorulur.” İşte bu sorumluluğun bilincinden olmayan siyasetçiye siyasetçi diyemem, başka bir şey diyebilirsiniz. Milletin uğradığı zararların sebebi siyasetçilerdir.” Bizi yöneten siyasetçilerimizdir. Bu konuda onlardan başkasını suçlamak haksızlık yapmış oluruz.