Tarih: 6 Şubat 2023... Herkes, olacaklardan habersiz, derin bir uykudaydı. Ancak sabaha karşı yaşanan deprem, canımızdan can aldı. 11 ili etkileyen bu büyük felaket, tüm ülkeyi yasa boğdu. Nereye baksak, yürekleri parçalayan manzaralar vardı. Yarım kalmış hikâyeler, sessiz çığlıklar...
Kahramanmaraş merkezli bu deprem; Hatay, Adıyaman, Şanlıurfa, Gaziantep, Adana, Osmaniye, Diyarbakır, Malatya, Elazığ ve Kilis'te büyük bir yıkıma neden oldu.
Kimi evladını, kimi eşini, kimi anne babasını kaybetti. Acımızı tarif edecek sözcükler yetersizdi.
Yaşanan kayıpların derin üzüntüsü, evlerine giremeyen insanların çaresizliği, günlerce süren belirsizlik ve korku... Enkazın altında sıkışan umutlarla birlikte hepimizin yüreği dağlandı.
Depremin ardından herkes tek bir soruyla mücadele etti: "Nasıl yardım edebilirim?" Ülkemin bir köşesinde birinin canı yandığında, o acının hepimizin acısı olduğunu bir kez daha gördük. Türkiye, birlik ve beraberliğiyle tüm dünyaya örnek oldu.
Bu sadece 11 ili etkileyen bir deprem değildi, aslında tüm dünyayı etkileyen bir felaketti.
Ancak Şanlıurfa için acılar burada bitmedi. Henüz depremin yaralarını saramadan, 15 Mart 2023’te yoğun yağış nedeniyle bir de sel felaketi yaşandı.
Bu felaket, ikinci bir yıkımdı. 16 kişi hayatını kaybetti. Sokaklar, caddeler sular altında kaldı; sel suları insanları ve araçları sürükledi. Mahsur kalanları kurtarmak için herkes seferber oldu. Taşan dereler faciaya neden oldu.
Peki, bu felaket önlenebilir miydi?
Doğal afetler kaçınılmazdır, ancak ihmal önlenebilir. Günler öncesinden Meteoroloji, yoğun yağış uyarısında bulunmuştu.
Peki, bu uyarılar dikkate alındı mı? Yağış öncesinde yeterli tedbirler alındı mı?
Sel sularına kapılan vatandaşları kurtarmak için suyun kepçeyle tahliye edilmeye çalışılması, ihmalkârlığın en somut göstergesiydi. Günler öncesinden yapılan uyarılara rağmen yeterli hazırlık yapılmadığı açıktı.
Alanım olmamasına rağmen biliyorum ki; su tahliyesi kepçeyle değil, vidanjörlerle yapılmalıydı.
Suda mahsur kalan vatandaşlar itfaiye hortumuyla değil, daha güvenli yöntemlerle kurtarılmalıydı.
Kimin sorumlu olduğu değil, bu tür felaketlerin önüne geçmek için gereken önlemlerin alınıp alınmadığı önemliydi. Ve ne yazık ki, bu konuda tüm Şanlıurfa halkı hemfikirdi: Gerekli tedbirler alınmamıştı.
Sel felaketinin yıl dönümü yaklaşırken, bugün gördüğüm anlamlı bir gelişmeyi de yazıma eklemek istiyorum.
Şanlıurfa, tarihinin en zor zamanlarını yaşadı. Bu yaraları sarmak uzun sürdü. Ancak, "Doğal afet değil, ihmal öldürür" sözünü unutmamak gerekir.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, göreve geldiği ilk günden itibaren afetlere karşı çalışma başlattı ve aylar süren çalışmalar sonucunda ŞUAK Arama Kurtarma Ekibi kuruldu.
Bu aslında geç kalınmış bir adımdı. Ancak, Başkan Gülpınar, Şanlıurfa halkının menfaati için önemli bir esere daha imza attı. Bu ekip, yalnızca afetlere değil, olası kazalara karşı da sürekli teyakkuzda olacak.
Emek Gülpınar’dan, takdir ve teşekkür bizden!
Ve yazımı noktalarken...
Yaşanan Deprem ve Sel felaketinde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim, böylesi felaketleri bir daha yaşatmasın.