Siverek’in tarihine, kültürel değerlerine ve folkloruna adanmış bir ömür… Hayatını Siverek’e ve gençlerine adamış, “Siverek sevdalısı” olarak bilinen, “Âşık Elvan” mahlasını kullanan Ramazan Özgültekin, uzun süredir mücadele ettiği sağlık sorunlarına yenik düşerek hayata veda etti.
1951 yılında Siverek’te doğan Özgültekin, şehrin tarihini, kültürünü ve folklorunu derinlemesine araştıran, topladığı bilgilerle bir kültür hazinesi oluşturan önemli bir isimdi. Siverek’in tarihini yalnızca yazılı kaynaklardan öğrenmekle yetinmeyip, birebir tanıklıklardan ve sözlü anlatımlardan da beslenerek kayıt altına alıyordu.
Koçali Baba Türbesi’nin arkasında bulunan iş yeri – iş yeri demek bile yetersiz kalır, aslında yaşayan bir kültür ocağı, bir bilgi merkeziydi – her yaştan misafiri ağırlardı. Oraya gelenler sadece bir mekâna girmiyordu; tarih kokan kitapların, eski fotoğrafların, belgelerin arasında adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyordu. Ramazan Özgültekin’in engin bilgi birikiminden herkes faydalanıyordu.
Bir Öğretmen Gibi, Bir Baba Gibi
Ramazan Amca’nın biyolojik çocuğu yoktu, ancak memleketin tüm gençlerine bir baba gibi kucak açtı. Onun bilgi dolu sohbetleri, öğrencilere rehber oldu; akademik çalışmalar yapan araştırmacılara ışık tuttu. Gençler onu büyük bir sevgiyle bağrına bastı, sık sık ziyaret ederek hem ilham alır hem de tarihî bilgileri ondan öğrenirdi.
O sadece bir araştırmacı, bir yazar değildi; Siverek’in hafızasıydı. Osmanlıca bilgisiyle, eski belgeleri çevirerek şehrin tarihine ışık tuttu. Sahip olduğu 25.000’e yakın kitap, sayısız fotoğraf, belge ve yazılı kaynaklarla Siverek’in kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladı.
Marangozluktan hastane memurluğuna, şairlikten arşivciliğe kadar 27 farklı meslekle ilgilenmiş, Siverek’e dair 13 önemli kitap kaleme almıştı. Onun biriktirdiği bilgi, sadece yerel halk için değil, ulusal ve uluslararası basın kuruluşları için de bir referans noktası olmuştu. Öğrenciler ödevlerinde, akademisyenler tez çalışmalarında, tarih meraklıları araştırmalarında ondan faydalandı.
Ben de geçmişin izini süren bir gazeteci olarak, ne zaman Siverek’in tarihine dair bir haber yapacak olsam, Ramazan Hoca’nın bilgi hazinesine danışırdım. Antika bir dükkânı andıran, içinde tarih kokan o otantik kütüphanede saatlerce sohbet eder, Siverek’in geçmişine dair bilgiler alırdım.
Büyük Bir Vasiyet, Büyük Bir Sorumluluk
74 yaşında aramızdan ayrılan Ramazan Hoca’nın en büyük arzularından biri, 25 binden fazla kitabın, sayısız fotoğrafın, tarihi belgelerin, yayınların ve ses kayıtlarının bir müzede sergilenmesiydi. O, Siverek’in tarihine dair oluşturduğu bu arşivin korunmasını, gelecek nesillere aktarılmasını vasiyet etti.
Bu vasiyet yerine getirilecek mi? Ona olan vefa borcu ödenecek mi? Şehrin bu kültürel mirasa sahip çıkıp çıkmayacağını zaman gösterecek.
Ama unutulmamalıdır ki, değerlerimizi yaşatmanın en güzel yolu, onları sadece anmak değil, miraslarını koruyarak gelecek kuşaklara taşımaktır.
Bir Başka Siverek Sevdalısı: Koçali Aymaz
Ramazan Hoca gibi Siverek’e gönülden bağlı bir isim daha var: Koçali Aymaz.
Koçali Amca, 1947 yılında Siverek’te doğdu. Yıllarca serbest muhasebecilik ve devlet memurluğu yaptı. Ancak onu asıl özel kılan, Siverek’i il yapma mücadelesidir.
30 Ekim 1990’da Siverek’i İl Yapma ve Kalkındırma Derneğini kurarak, o günden bugüne Siverek’in il olma hakkının geri verilmesi için mücadele etti.
Bu süreçte görüşmediği siyasi parti lideri, bakan ve milletvekili kalmadı. Yıllarca verilen ama tutulmayan il olma sözleri karşısında siyasileri mahkemeye vermekten çekinmedi. O, Siverek için sadece yazılar yazan, açıklamalar yapan biri olmadı; mahkeme salonlarında bile hakkını arayan bir dava adamıydı.
Siverek’in gelişimi için sayısız projeye öncülük etti. Fakülte açılması, öğrenci yurtlarının yapılması, Güzel Sanatlar Lisesi’nin kurulması gibi pek çok konuda emek verdi. Yaptıklarını anlatmaya kalksak ne kelimeler yeter ne de sayfalar.
Ve tüm bunları kendi menfaati için değil, sadece ve sadece memleketi için yaptı.
Vefa Hayattayken Gösterilmeli
2010 yılında Siverek Belediyesi, merhum Ramazan Özgültekin’in ismini bir parka vererek anlamlı bir vefa örneği gösterdi. Çünkü kıymetli isimleri, onlar hayattayken onurlandırmak çok daha anlamlıdır.
Aynı vefa neden Koçali Amca için de gösterilmesin?
Onun ismi de hayattayken bir parka ya da caddeye verilse, memlekete yaptığı hizmetlerin bir nişanesi olmaz mı? Bu, sadece bir isim verme meselesi değil, bir emeğin, bir mücadelenin, bir ömrün takdir edilmesi demektir.
Şehrin gerçek değerlerine sahip çıkmak, onların emeklerini ve mücadelelerini yaşatmak, en büyük vefa göstergesidir.
Siverek sevdalısı olarak hem gönüllerde, hem zihinlerde hem de tarihte yer edinen merhum Ramazan Hoca’ya Allah’tan rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyorum.
Ve diliyorum ki, bu topraklar kendisi için emek verenleri unutmayan bir vefa şehri olsun.